Klima Bakımı ve Hastalıklar

Sıcak havalarda oda ısısını düşürerek konforlu bir ortam yaratmak için kullanılan klimalar bu arada hava yolu ile bulaşan mikroorganizmaların da kaynağı olabilmekte ve sıhhatimiz açısından ciddi meselelere kapı aralayabilmektedir.

Klima yoluyla bulaşan en ehemmiyetli hastalık “klima hastalığı” olarak da adlandırılan “lejyoner hastalığı” dır. Lejyoner hastalığı, Legionelle pneumophilia isimli bir bakterinin kapı araladığı bir zatürredir.  Lejyoner hastalığı ismini bu enfeksiyonun öncelikle 1976 seneninde Amerikan Lejyonu ismindeki kurultaya katılan Amerikan silahlı gücü emekli askerlerinde görülmesi sebebiyle almıştır.

Bu bakteri, klimaların filtre sistemlerinde, uygun nem ve ısıda çoğalıp buralardan ortam havasına dağılmaktadır.  Bakteri klima sistemlerinin yanı sıra otel, Sağlık kurumu vb büyük yapıların su sistemlerinde de (soğutma kuleleri, su depoları, su dağıtım kanalları) bulunabilmektedir. Havaya dağılan bu bakterinin solunum yolu ile kişilerin vücuduna girmesi ile hastalık (zatüre) oluşmaktadır.  Hastalığın en ehemmiyetli belirtileri kuru öksürük, bulantı kusma, ishal, yaygın adale ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk ve ateş dir. Diğer zatürlerden değişik olarak bu hastalıkta ishal daha yüksek oranda görülür. Hastalık otel, büyük ölçekli gemiler ve hastanelerde salgına kapı aralayabilmektedir.  Hastalığın ehemmiyetli bir özelliği insandan insana bulaşmamasıdır. Bu yüzden bu hastalığı bulunan insanlardan kaçınmak doğru değildir. Legionella pneumophilia bakterisi zatüre dışında yalnızca ateş ile izleyen ve hafif bir hastalık tablosu olan Pontiak ateşine de kapı aralayabilir.

Klimalı sistemlerin bulunduğu otel, işyeri ve hanelerde yaşayanlar veya çalışan kişiler bu hastalık açısından riziko altındadır. Bu bakterinin bulaştığı herkeste hastalık oluşmaz. Bilhassa şeker ve kanser hastaları, kronik böbrek ve akciğer hastalığı olan kişiler, alkolikler, siroz hastaları ve sigara içen kişilerde hastalık oluşma riski daha fazladır. de oluşumu daha yüksek oranlardadır. En yaygın kolaylaştırıcı etken sigara içilmesidir.

Lejyonella Hastalığın rehabilitasyonu belirli antibiyotikler ile yapılabilmektedir. Antibiyotiklerin hastalığın erken döneminde başlatılması rehabilitasyonun etkinliğini artırmaktadır. Bu yüzden klimalı ortamda bulunan kişilerde yukarda söz edilen yakıntıların olması halinde, bunu kolay bir gribal enfeksiyon olarak değerlendirmeyip, bunun klimaya bağı bir zatürre olabileceğini akılda bulundurup tetkikler için uzman bir doktora müracaat edilmelidir.

Hastalığın önlenmesi için gerek haneler gerekse de otel ve sağlık kurumu gibi büyük yapılardaki klima sistemlerinin uygun bir şekilde bakımlarının yapılması gerekmektedir. Bunun için en uygun yol bu aletlerin periyodik olarak bu konuda uzmanlaşmış firmalar tarafından yapılmasıdır. Bu yolla klimalar güvenli bir şekilde kullanılabilir ve hayat konforumuzu sağlamaya devam edebilir.

Herkes sıcaktan bunalırken, terlerken, oflayıp puflarken serin bir ortamda çalışmak, yaşamak elbette çok iyi de, klimaların kimi rahatsızlıklara sebep olabileceğini de bilmek gerekli. Klima çarpması Klimanın üflediği serin havanın karşısında durmak pek doğru değil; hele de dışarıdan terlemiş olarak gelmişseniz. Terin üzerinizde aniden soğuması ‘klima çarpmasına’ neden olabilir. Boynunuz tutulabilir, başınızı çeviremezsiniz; soluk alırken göğsünüzde bıçak batar gibi ağrılarınız olabilir. Havanın direk vücudunuza gelmemesi için klimaların ayarlanabilen kanatçıklarından faydalanabilirsiniz. Klimayı çok düşük değerlere ayarlamak sıhhat için doğru değil. İdeali, sıcaklığın 25-26 derece arasında, nispi nemin de %40-50 arasında olacak şekilde ayarlanmasıdır. Klima ateşi Klimaların ve diğer merkezi havalandırma sistemlerinin kapı araladığı ehemmiyetli rahatsızlıklardan biri tıp dilinde humidifier fever Türkçe’ de klima ateşi ismiyle bilinen hastalıktır. Klima ateşine, air-condition sistemlerinden başka, hanelerde kullanılan ve halkımızın kısaca ‘soğuk buhar’ diye bildikleri nem yapıcı aletler ile  akciğer hastalarına solunum yoluyla ilaç vermeye yarayan nebülizatör denilen aletler de kapı aralayabilirler. Hastalık, bu tür aletlerin su haznelerinde üreyen çeşitli bakteri ve mantarların veya bunlara ait çeşitli zehirli maddelerin, bilhassa de endotoksinlerin solunum havasına karışması neticesi ortaya çıkmaktadır. Klima ateşi, gerçek bir enfeksiyon hastalığı olmayıp vücudumuzun çeşitli bakterilere karşı gösterdiği bir tür aşırı duyarlılıktan meydana gelen bir tablodur. Hastalık, mikroplarla kirlenmiş air-condition veya nemlendirme sistemlerine maruz kalındıktan birkaç saat sonra ateşli bir hastalık gibi başlar. Belirtilerin ortaya çıkması seyrek 12 saati de bulabilir. Yakıntılar ekseriyetle hafta başında veya tatil veya dönüş günlerinde  görülür. Bir müddet kullanılmayan klimaların ilk çalıştığı günlerde de belirtiler daha fazladır. Hastalarda ateş, titreme, kas ve eklem ağrıları, yorgunluk, hâlsizlik, bitkinlik gibi daha çok gribi anımsadan yakıntılar vardır. İş yerine geldikten birkaç saat sonra başlayan belirtiler akşamüzeri şiddetlenir ve gece haneye döndükten sonra da devam ederse de, hastaların çoğu 24-48 saat içinde tamamiyle düzelirler. Bazı hastalarda nadiren şiddeti çok fazla olmayan öksürük, nefes darlığı ve çarpıntı gibi yakınmalar da olabilir. Klima ateşi, bu belirtileri ile soğuk algınlığı, grip, bronşit ve zatürree gibi solunum yolları enfeksiyonları ile karıştırılabilir. Zatürree ile aralarındaki en ehemmiyetli fark, klima ateşi olan hastaların akciğer röntgenlerinin normal olmasıdır. Klima ateşi, hastanın klima bulunan ortamdan uzaklaştırılması ile düzelir. Antibiyotik veya başka bir ilaç rehabilitasyonu ihtiyaç duyulan değildir. Alerjik zatürre Klimaların kapı araladığı alerjik zatürre çocuklarda da görülebilirse de, daha çok 50 yaşın üzerinde olanlarda ve diğer akciğer hastalıklarının aksine sigara içmeyenlerde daha çok tespit edir. Tıp dilinde ventilasyon pnömonitisi olarak isimlendirilen alerjik zatürreye, air-condition sistemlerinin nemlendirme bölümünde üreyen ve küf mantarları ve bir takım bakteriler kapı aralamaktadır. Alerjik zatürreenin, ani(akut) veyahut sinsi(kronik) başlayan olmak üzere iki türü vardır. Akut alerjik zatürre, içinde küf mantarları bulunan havanın solunmasından 4-6 saat sonra ateş, baş, adale ağrıları ve halsizlik ile gribal bir enfeksiyon gibi başlar. Daha sonra öksürük, balgam, soluk darlığı, göğüste sıkışma hissi gibi akciğerlere ait belirtiler ortaya çıkar. Ateş yüksekliği ile birlikte, kalp hızı ve solunum sayısı da artmıştır. Kronik alerjik zatürre, sinsi olarak ağır ağır gelişir. Tipik belirtileri, ilerleyici özellik gösteren soluk darlığı, yorgunluk ve kilo kaybıdır. Bir takım hastalarda öksürük olabilir, fakat ateş, baş ve adale ağrıları gibi belirtilere rastlanmaz. Akut dönemde, akciğer röntgeninde tipik bulgular vardır. Kronik formda ise akciğerlerde bağ dokusunun artmış olduğu tespit edir. Solunum işlev testlerinde akciğer hacimleri azalmış olarak bulunur, kanda oksijen basıncı da düşüktür. Net teşhis için,  hastaların kanlarında allerjenlere karşı oluşmuş olan özel antikorların tespit etmesi ve bronkoskopi ile akciğer dokusundan biyopsi alınması gerekir. Hasta kişinin allerjenle temasının kesilmesi sağlanmalıdır. Şiddetli belirtileri ve solunum sıkıntısı olan hastalara oksijen ve kortizon rehabilitasyonu uygulanır. Alınması şart olan önlemler Klima ateşi ve alerjik zatürreenin önlenmesi, bu tür nemlendiricilerin su haznelerinin doğru bakımı ile olasıdır. Klima ve nemlendiricilerin bakımlarına önem verilmeli ve direktiflere uygun kullanılmalıdır. Bu aletlerde musluk suyu yerine distile veya demineralize su seçenek edilmelidir. Nemlendiriciler çamaşır suyu gibi dezenfektanlarla ara ara temizlenmelidir.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir